Sen seçmedin.
Ana rahmine düşmeyi, aileyi, kardeşleri, arkadaşları, eşi, çocuğu… Yaşadığın hayatı. Belki seçtin ama sana unutturuldu ve unutulan bir şeyin sorumluluğu sana kaldı.
Küçücük bir susam tanesine ”koca” bir hayat bahşedildi. Bu hayatın ilk tuvali ve fırçaları hazırdı. Kontrollü bir şekilde boyaman beklendi. Bazen boyaların bitti bazen de tuvalde çizip boyayacak yer kalmadı.
İlk verilen tuvalimde yer kalmadığında – ya da boyalarım bittiğinde- 18 yaşındaydım. Yeni bir tuvalim ve boyalarım vardı. Bu kez nasıl çizeceğim, nasıl boyayacağım bana aitti.
O zamanki aklımla öyle bir resim yapmalıydım ki, bakan kimse üzülmemeliydi. Ben de.
Ama kimse şunu söylemedi:
Bu kez, hata yapma hakkın da sana aitti.
Boyalar taşabilirdi. Renkler birbirine karışabilirdi. Resim, beklenenden farklı olabilirdi.
Yine de bakıldığında anlaşılmalıydı. En azından ben baktığımda.
Zamanla şunu fark ediyorsun:
Herkesin ilk tuvali başkasına ait. İkinci tuval ise sessizce önüne bırakılıyor.
Ve artık sorulan soru değişiyor.
”Bunu neden böyle çizdin?” değil, ”Bununla ne yapacaksın?”
Bundan sonrası, bir resim değil.
Bir seçim.
Belki başka bir yazıda yine karşılaşırız.



Yorum bırakın