Yazının mimarı ”chefyanna” nın kalemine, yüreğine sağlık. İzniyle sayfamda güzel emeğine yer vermek istedim.
”Eğer Allah seni daha büyüğüne hazırlıyorsa önce seni bu beş imtihandan geçirir:
- Önce, dayandığın her şeyi senden alır. Para, statü, insanlar, özgüven. Ceza vermek için değil; arındırmak için. Çünkü sen eskisine tutundukça, yenisi gelmez. Seni tüketen bir işe, çoktan bitmiş ilişkilere, artık işe yaramayan eski bir ‘sen’ versiyonuna tutunursun. Ve her şey çöktüğünde şunu fark edersin; sen bir dayanağa değil, bir illüzyona tutunuyordun. Allah almaz, özgürleştirir.
- Seni insanlardan izole eder. Arkadaşlar kaybolur, bağlar kopar, çevre sıfıra iner ve sen şöyle düşünürsün: Yalnızım, herkes beni terk etti. Ama gerçekte olan şudur, seni aşağıya çekenlerden uzaklaştırdılar. Sana inanmayanlardan, seni eski halinde tutanlardan. Yalnızlık bir ceza değildir, bir hazırlıktır. Çünkü büyük sorumluluklar güçlü insan ister. Ve insan, kendiyle baş başa kaldığında güçlenir.
- Seni en büyük korkularınla yüzleştirir. Hayatın boyunca kaçtığın şeylerle. Fakirlik korkusu- parasız kalırsın, yalnızlık korkusu- yalnız kalırsın, başarısızlık korkusu- herkesin önünde düşersin. Bu bir acımasızlık değil, bu bir antrenmandır. Çünkü büyük zirveler cesaret ister. Korktuğun sürece hazır değilsin. Allah seni korkudan korumaz. Seni, onun içinden geçirir. Ta ki şunu anlayana kadar; sandığından daha güçlüsün.
- Seni beklemeye zorlar. Uzun. Çok uzun. Hazırsındır ama hiçbir şey olmaz. Dua edersin, çalışırsın, çabalarsın- ve sessizlik. Yıllarca. Ve şüphe etmeye başlarsın: ‘Acaba yanıldım mı? Bu benim yolum değil mi? Ama beklemek boşluk değildir. Olgunlaşmadır. Çünkü büyük şeyler hızlı gelmez. Zamanında gelir ve sen beklerken Allah, içinde karakter inşa eder. Çünkü karakter olmadan gelen başarı seni parçalar.
- Egonu kırar. Seni alçaltır, düşürür. Sandığın kadar özel olmadığını gösterir. Başarısızlıkla, reddedilmekle, başkalarının senden daha iyi, daha hızlı, daha başarılı olmasıyla yüzleşirsin. Ve bu acıtır. Çünkü ego, bağırır: ‘Ben hak ediyorum!’ Ama Allah, kibirlileri büyüğe hazırlamaz. Mütevazıları hazırlar. Şunu anlayanları: Sahip olduğum her şey bir lütuf; hak ediş değil. Ve ancak kendini, evrenin merkezi sanmaktan vazgeçtiğinde, başkalarına rehberlik edebilecek hale gelirsin.
Peki neden böyle? Çünkü büyük görevler, büyük kaplar ister. Eğer Allah sana başarıyı, parayı, gücü, etkiyi hazırlık olmadan verirse, onların ağırlığı altında ezilirsin. Cimri, kibirli, içi boş birine dönüşürsün. Bu yüzden önce fazlalıkları alır. Zayıflıkları yakar. Sadece özü bırakır. Ve ancak ondan sonra yıkılmayacak olanı, o temelin üzerine inşa eder.
Hazırlık sürecinde olduğunu nasıl anlarsın? Acı hissedersin ama kaçamazsın. İçinde garip bir kesinlik vardır: ‘Bu son değil’ . Her şey yıkılırken bile, içindeki sessiz bir şey şöyle der: ‘Dayan’. İşte bu işarettir. Çünkü daha büyüğe hazırlananlar tamamen kırılmaz. Yeniden toparlanmak için kırılırlar.
Asıl soru şu değil: ‘Neden bu benim başıma geliyor?’
Asıl soru şudur: ‘Sonuna kadar gitmeye hazır mısın?, Tüm bunların neden yaşandığını görebilmek için.’ ”



Yorum bırakın