HEPSİ SEN

Written by:

Bazen bir koku, bazen havanın ısısı, bazen bir şarkı, yemek, mekan, cümle tüm filmi baştan oynatır zihninde. Andan çıkmak istersin ama tüm anılar birleşmiş, kollarıyla seni sımsıkı tutup bırakmazlar. Bu tarz anlar için bir çare var; oradan çıkmak için direnmemek. Zaten geçici olduğunu biliyor olmakla beraber, efendi gibi o an, geçmişi yaşayıp orada bırakmak. Çünkü direndikçe, o mevzu bahis koku, mekan, hava her neyse, geçse de geçmiş, kovalamaya devam eder arkandan, ” yaşa beni!, yaşa beni!” dercesine.

Bu kovalamayla uğraşacağına ve o durumu uzun süre zihnine, ruhuna, bedenine yaşatacağına, teslim olup anın içinden geç. Sonra bir süre ruh hâli devam etse de kovalamaca kadar yormaz.

Yaşayacağın varsa yaşa. Hatırlanmak isteyen an’ların var demek ki. Onlar da sana ait, onlar da sen. Kendi geçmişine yabancılaşma. Her gelişinde korkmazsın. Hatırla. Gözyaşının bir, iki damla bir şey akası var belli ki, bırak aksın. “Dur şimdi değil, hayır hatırlamayacağım, tamam geçti artık” cümleleri çare değil. Aksine çaresizliklerin toplandığı bir çöp kutusu. Ama o biriken çöp kutusunu da sen temizleyeceğin için, kokuşmalarına izin vermeden içinden geç, yaşa ve at. Emin ol, her seferinde gözyaşın daha da azalacak. Kalbin, istediğin sağlıklı sertliğe yâd ede ede gelecek. Tepkilerin, yaşaya yaşaya normalleşecek. İç çekişlerin ya azalacak ya da kısa sürecek.

Olması gerekeni ve doğru olanı bazen uzaklara dalarak , bazen bağıra bağıra şarkı söyleyerek, canın yanarken o kokuyu koklayarak, o yolu yürüyerek bulacaksın. Her seferinde biraz daha arınacaksın.

Geçmişe hapsolmuş küçük seni, kurtarmaya da çalışıp durma. O, buldu yolunu. Azâd et.

Vâr olan anının tadını çıkart.

Haydi selametle.

Yorum bırakın

Latest Articles

Previous: